• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/muhsindemirtas
  • https://plus.google.com/u/0/+MuhsinDemirtaşDuaFM/posts
  • https://twitter.com/MuhsinDemirtas
Trabzon Tel Çit
Hava Durumu
Anlık
Yarın
12° 17° 12°

Alışveriş Adabı




1. Alırken ve satarken müsamahakâr olmak.

Satıcı ise parayı almak hususunda kolaylık göstermeli, fiyatı biraz dü­şürerek ikram yapmalıdır. Müşteri, ise aldığı mal hususunda kolaylık gös­termeli, şartlarda aşırıya kaçmamalıdır.

Borç verildiği zaman, borçlu sıkıntıda ise müsamaha gösterilmeli, borcunu ödemesi için mühlet verilmelidir, Borçlu olan kişi de alacağım isteyen kişiye şiddet göstermemeli, onu oyalayıp sıkıntıya sokmamalıdır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

Allah o kişiden razı olsun ki sattığı zaman da, aldığı zaman da, ala­cağını istediği zaman da kolaylık gösterir.[1]

2. Muamelede doğru ve dürüst olmak.

Satılan malın kusurları ve meziyetleri alıcıya olduğu gibi söylenme­lidir. Eşyanın nerede yapıldığı, nerede yetiştiği ve benzeri hususlarda ya­lan söylenmemelidir. Satıcı asla ´Maliyetinden daha düşük fiyatla satıyo­rum´ gibi yalanlar söylememelidir. Kısacası her hususta doğruyu söyleyip müşteriyi aldatma yoîuna gitmemelidir.

Rıfaa´dan şöyle rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a) ile beraber na­mazgaha çıkmıştık ki Hz. Peygamber alışveriş yapan insanlar gördü ve (onlara ) ´Ey tacirler güruhu!´ diye seslendi. Onlar da Rasûlullah´a icabet ederek boyunlarını ve gözlerini ona çevirdiler. Hz. Peygamber şöyle de­vam etti: ´Tacirler kıyamet günü kabirlerinden facirler (günahkârlar) ola­rak kalkacaklardır; ancak Allah´tan korkan, iyilik yapan ve doğru olanlar müstesnadır´.2

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

Doğru ve emin tüccar peygamberler, sıddîklar ve şehitlerle beraber­dir.[2]

Satıcı ve alıcı birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerdirler. Bunlar doğru olup da (mala ve paraya ait hususları birbirlerine olduğu gibi, yani vakıaya mutabık olarak) beyan ederlerse bu alışverişleri kendi­lerine mübarek kılınır. Eğer iki taraf (mal ve para ile ilgili hususları) gizleyip yalan söylerlerse bu alışverişlerinin bereketi giderilir.[3]

3. Alışverişte -doğru bile olsa- yemin etmemek.

Çok yemin etmemek alışverişin âdabından ve o alışverişte doğruluk olduğunun delillerindendir. Hatta alışverişte -doğru bile olsa- hiç yemin etmemek daha güzeldir. Çünkü alışverişte çok yemin etmekte Allah´ın ismini (yemini) ucuzlatmak (yeminin değerini düşürmek) sözkonusudur. Oysa Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

İyilik etmek, sakınmak, insanlar arasında ıslah yapmak hususunda yeminlerinize Allah´ı hedef ve engel kılmayın. Allah işiten ve bilendir. ´ .

(Bakara/224)

Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur:

Yemin, malın revacı sebebidir (zannolunur). Hakikatte ise malın vekazancın mahv sebebidir.[4]

Mallarını şaşalı bir şekilde takdim edip yalan yeminlerle satmaya çalı­şanlar bundan vazgeçsinler. Zira Ebuzer´in rivayet ettiğine göre Hz.´ Pey­gamber şöyle buyurmuştur: ´Üç sınıf vardır ki Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz, onlara bakmaz, onları temize çıkarmaz, onlar için pek acıklı bir azap vardır´. ´Rasûlullah buna uyan ayeti üç kere okuduktan sonra

´Umduklarına erişemediler ve ziyan ettiler´ dedi. Ebu Zer ´Onlar kimlerdir ey Allah´ın Rasûlü 1 diye sordu. Rasûlullah ´Elbisesini (büyüklenerek yere kadar) salıveren, verdiği şeyi başa kakan, yalan yere yemin ederek ticaret metaına sürüm verendir´ buyurdu.[5]

4. Çarşı ve pazarlarda çok sadaka vermek.

Ticaret yapılan yerlerde çok sadaka vermek, orada yapılan hataların kefareti olur. Meselâ satıcının bilmeyerek aldatmasının, kötü ahlâk ve benzeri hatalarının kerfareti olur.

Kays b. Ebî Garaze şöyle rivayet ediyor: Rasûlullah (s.a) bize (alış veriş mahallimize) geldi -bize simsarlar deniyordu- ve ´Ey tacirler top­luluğu! Şeytan ve günah satışa katılırlar; imdi siz satışınıza sadaka karıştı­rın´ buyurdu.[6]

5. Alışverişe şahit tutmak ve onu yazı ile sağlama almak.

Eğer mal borca satılıyorsa, iki şahit tutup borcun miktarını ve ödenme zamanını yazmak çıkması muhtemel ihtilafları ortadan kaldırır. Bu hususta Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

Ey iman edenler! Birbirinize belirli bir zaman için borç verdiğinizde onu yazın. (Bakara/282)

Ayrıca bu yazma işlemine iki kişi de şahit olmalıdır. Zira Allah Teâlâ bu hususta şöyle buyurmakladır:

Erkeklerinizden iki kişiyi şahit tutun, eğer iki erkek bulunamazsa, şahitliklerine razı olacağınız bir erkekle iki kadın şahit olabilir. -(Bakara/282)

Bu şekilde hareket etmekte, daha fazla teminat ve tazminat vardır. Ayrıca müslümanlar arasındaki yardım ve merhametin artırılması sözkonusudur.

(Borç) büyük olsun, küçük olsun onu süresiyle beraber yazmaya üşenmeyin. Bu sizin için Allah katında adalete en uygun, şahitlik için en sağlam ve şüpheye düşmemenize daha yakın bir durumdur. (Bakara/282)

Yani yazmanız, hakkın yerine gelmesi için daha uygun, insanlar ara­sında adaletin yerine gelmesi ve şahitler için daha kolaydır. Borcun yazılması, ihtilaflara engel olur, şüphe kapısını kapatır. Çünkü şüphe ve ihtilaf İnsanların birbirine olan güvenini ortadan kaldırdığı gibi borç verme alışkanlığını da yok eder. Borç verme âdeti ortadan kalkarsa, insanlar sıkıntıya düşer.

——————————————————————————–

[1] Buharî/1970 Tirmizî/1210

[2] Tirmizî/1208, (Ebu Said el-Hudrîden)

[3] Buharî/1976, Müslim/1532, (Hakîm b. Hizam´dan)

[4] Buharî/1981, Müslim/l606, (Ebu Hüreyre´den)

[5] Müslim/106

[6] Tirmizî/1208, Ebu Dâvud ve Ibn Mâce