• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/muhsindemirtas
  • https://twitter.com/MuhsinDemirtas
Trabzon Tel Çit
Hava Durumu
SA'D BİN EBÎ VAKKAS'IN DUÂSI
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَوْ كَانَ لِابْنِ آدَمَ وَادِيَانِ مِنْ مَالٍ لَابْتَغَى ثَالِثًا وَلَا يَمْلَأُ جَوْفَ ابْنِ آدَمَ إِلَّا التُّرَابُ وَيَتُوبُ اللهُ عَلَى مَنْ تَابَ. (خ)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Âdemoğlunun iki vâdî dolusu malı olsaydı, muhakkak üçüncüsünü de isterdi. Âdemoğlunun karnını ancak toprak doldurur. (Bununla beraber) Allâhü Teâlâ tevbe edenin tevbesini kabûl eder.”(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

Hz. Ömer’in halîfeliği zamanında Kûfe’den bazı kimseler Medîne-i Münevvere’ye gelip valileri olan Sa‘d bin Ebî Vakkas’ı şikâyet ettiler, hatta “Namazı iyi kıldırmıyor!” dediler.

Hazret-i Ömer hemen işin doğrusunu öğrenmek için Muhammed bin Mesleme’yi birkaç kişi ile Kûfe’ye gönderdi. Muhammed bin Mesleme, Hazret-i Sa‘d’ı alıp her kabîlenin mescidine gittiler. Onun hâlini sordu. Herkes, onun iyi hâllerini söyledi, teşekkür ve duâ ettiler. Fakat Aysî kabilesinin mescidine gelindiğinde Üsâme bin Katâde, Hazret-i Sa‘d’ı: “Askerle bizzat sefere gitmez, ganîmet mallarını adâletle taksim etmez ve muhâkeme sırasında adâlet ile hükmetmez” diye üç suç ile ithâm etti.

Üsâme bin Katâde’nin bu cür’eti, Hazret-i Sa‘d’ın pek gücüne gitti ve onun aleyhine üç duâ etti: “Yâ Rabbi! Eğer senin bu kulun yalancı ise -buradaki insanlar görsün ve işitsinler ki- sen onun ömrünü uzun, ihtiyaçlarını çok kıl, kendisini fitnelere yakın kıl” dedi. 

Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Hazretleri: “Ya Rabbi! Sa‘d’ın attığını doğru ve duâsını makbul kıl” diye duâ etmiş olduğundan Hazret-i Sa‘d’ın okları nasıl ki hedefe isâbet ederse duâsı da kabul olunurdu. Nitekim bu adam çok yaşayıp kirpikleri gözleri üzerine inmiş ve çok evlâdı olup yokluk içinde yaşamıştır. Bazan sokaklarda edebe aykırı hareketler yapardı. Kendisine “Bu rezâlet nedir?” denildiğinde: “Mübârek Sa‘d’ın bedduâsı” derdi.

Sa‘d bin Ebî Vakkâs Hazretleri’nin kendisi hakkında bu türlü şikâyette bulunulması pek gücüne gitmişti. “Ben, Allah yolunda harb eden ve ok atanların ilkiyim. Muhammed (s.a.v.) Hazretleri’nin Ashâb’ından gazâ eden bir cemaât içinde bulundum. Yiyecek bulamayıp ağaç yapraklarını ve sakız ağacı meyvelerini yerdik. Şimdi namazı iyi kıldırmıyor diye beni şikâyet ediyorlar. Öyle ise vay benim hâlime! Ettiğim gayretler ve çektiğim zahmetler hebâ mı oldu?” diye kendi kendine kahrolmuştu.

Büyükler hakkında bu çeşit iftirâlar olagelmiştir. Fakat bu onların derecelerini daha da yükseltmiştir. (Hz. Ömeru’l-Fâruk, Çamlıca B.Y.)

  
240 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın