• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/muhsindemirtas
  • https://plus.google.com/u/0/+MuhsinDemirtaşDuaFM/posts
  • https://twitter.com/MuhsinDemirtas
Trabzon Tel Çit
Hava Durumu
Anlık
Yarın
30° 33° 22°

Taha Akyol

Taha Akyol
Milliyetçilik
27/01/2017
AMERİKA Başkanı Donald Trump’ın Suriye konusunda yaptığı “güvenli bölge” açıklaması, onun Amerikan milliyetçisi politikalarının bir örneğidir.

Avrupa’da da popülist milliyetçilikler yükseliyor.

Trump’ın bu konuda hazırlattığı başkanlık kararnamesi “Yabancıların Terörist Saldırılarından Ülkeyi Korumak” başlığını taşıyor. “Suriye halkı için Suriye’de ve komşu ülkelerde güvenli bölgeler oluşturulması” amacıyla Amerikan Savunma ve Dışişleri bakanlıkları üç ay içinde bir taslak hazırlayacak... Amaç, “mültecilerin güvenli bölgelerde tutulması” Avrupa ve Amerika’ya gitmemeleri...

Trump’ın ortaya koyduğu vizyon bundan ibarettir!


GÜVENLİ BÖLGE AMA NASIL?
Trump’ın öncelikle ülkesinin güvenliğini düşünmesi gayet tabiidir. Fakat Suriye sorununun kalıcı çözümü için hiçbir politika olmadan “mültecileri güvenli bölgelerde tutmak” mümkün olur mu?

Güvenli bölgelerin nerede kurulacağı, güvenliğinin ve finansmanının nasıl sağlanacağı konularında da Trump bir işaret vermiş değil.

Böyle bir planlama en azından Türkiye, Rusya, İran ve bazı Arap devletleriyle görüşmeler yapılmasını ve uzlaşmaya varılmasını gerektirir. 

Bu da ancak Suriye’nin geleceği hakkında bir uzlaşmayla sağlanabilir.

Meksika sınırına öreceği duvarın parasını Meksika devletinden isteyen Trump, güvenli bölgelerin milyarlarca dolarlık finansmanını kime yıkacak? 

“Güvenli bölge” Türkiye’nin beş yıldır devam eden haklı talebidir. Trump’ın bahsettiği güvenli bölgeler kurulacaksa Suriye içinde olmalıdır, finansmanını da zengin ülkeler üstlenmelidir. Türkiye beş yılda Suriyeli mülteciler için 25 milyar dolar harcamıştır; daha fazlası Türkiye’den istenemez. 

Trump finansmana katılacak mı?!


POPÜLİST EKONOMİ
Trump’tan Macar Orban’a, Fransız Le Pen’e kadar popülist milliyetçi akımlar ekonomi konusunda da aynı dar görüşlü ve uzun vadede uluslararası ticareti daraltacak kısıtlayıcı (korumacı) politikaları savunuyor.

Bu politikalar kitlelerin desteğini alıyor ama çok geçmeden dünya ticaretinin daralması milli ekonomileri daha büyük sıkıntıya sokacaktır.

Popülizm, “ortak akıl” imkânını ortadan kaldırarak da sorunların çözümünü zorlaştırıyor. Çevre ve iklim değişikliği gibi güvenlik politikaları da çağımızda ancak uluslararası işbirliğiyle çözüm yoluna konulabilir.

Fakat Trump “İklim değişikliği, Çin’in Amerikan ekonomisini vurmak için uydurduğu bir yalandır” dediğinde, taraftarları buna “inanıyor”, çünkü “düşman” algısıyla bakıyorlar.

Milyonlarca Avrupalı da yabancı işçiler kovulursa kendilerinin iş sahibi olacağına “inanıyor”.


TÜRKİYE’NİN KONUMU
Böyle kaotik ve irrasyonel bir süreçte ve çok kritik bir coğrafyada Türkiye’nin işi daha zor.

Ekonomimizde beş yıl önce ilk işaretleri ortaya çıkan sıkıntılar artık ciddi bir sorun haline gelmiştir: İhracatımızda teknoloji ürünlerinin payı düştü, yolsuzluk ve hukuki güvensizlik algısı arttı, TL dünyada en çok değer kaybeden para oldu...

Türkiye’nin daha kurumsal, daha rasyonel ve hukuk güvenliğine daha fazla önem veren politikalar geliştirmesi gerekiyor.

Doğru milliyetçilik hamaset değildir, Türkiye’nin bütün verilerini evrensel standartlarda yükseltebilmektir.

Ziya Gökalp, milliyetçiliği “milletler camiasının onurlu ve eşit üyesi olmak” şeklinde tarif etmişti. Atatürk 1935 konuşmasında “uluslararası ailenin faydalı, çalışkan ve iyi geçimli bir unsuru” olarak tanımladı, Türkiye Hatay’ı bu politikayla kazandı.

Türkiye’nin kritik coğrafyası ve içinden geçtiğimiz zorlu süreç bütün politikaların hamasi değil rasyonel ve her coğrafyada “dost artırmaya” yönelik olmasını gerektiriyor.



Paylaş | | Yorum Yaz
67 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

Sistem tartışması - 06/01/2016
Hangisi? - 29/12/2015
İslamcı siyaset - 23/12/2015
Yasak kitap - 22/12/2015

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın