• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/muhsindemirtas
  • https://plus.google.com/u/0/+MuhsinDemirtaşDuaFM/posts
  • https://twitter.com/MuhsinDemirtas
Trabzon Tel Çit
Hava Durumu
Anlık
Yarın
28° 31° 23°

Fatma Tuncer

Fatma Tuncer
Onu bir daha görebilir miyim?
27/01/2017
Genç bir hanım duygularını şöyle ifade ediyordu: “İki yıl önce sokağa bırakılmış bir bebek bulmuş ve onu polise teslim etmiştim. Daha 2 aylıktı, ağlıyordu, üşümüştü, yüzünde morluklar vardı, açtı. Karnını doyurmuş sonra ona sevgi ile sarılmış ve ağlamıştım. Gözlerime bakıyor ve beni tanımaya çalışıyordu. Artık emin ellerdeydi, sokaktan karakola oradan da yetimhaneye gidecek ve yaşamının önemli bir bölümünü burada geçirecekti. 
 
Aradan iki yıl geçti, bebeğin o masum bakışları hâlâ gözümün önünde. Acaba ziyaret etsem izin verirler mi? Bu soruya cevap verecek herhangi bir yetkim yoktu… Ben daha ziyade birkaç saatini birlikte geçirdiği o bebeğe bağlanan ve ona büyük bir özlem duyan hanım kardeşimizin duygularına yoğunlaşmıştım. 
 
Sevdiğiniz bir insan ya da bir nesne ile aranızdaki bağı güçlendiren şey aslında karşılıklı olarak yaptığınız sevgi yatırımıdır. Hiç tanımadığınız bir bebeği kucağınıza aldığınızda fıtratınızda mevcut olan şefkat ve merhamet duygularınız bütün yoğunluğu ile harekete geçer ve siz yatırım yapmaya devam edersiniz. Sevginizden verdiğiniz miktarca geri alır ve bu kişi ile güçlü bir bağ kurarsınız. Nitekim yukarıdaki olayda da, hiç tanımadığı bir bebeği kucaklayan annenin fıtratındaki sevgi zerrecikleri öz ebeveyni tarafından terk edilen bebeğin yüreğine kadar ulaşmış ve çağıldayarak o anneye geri dönmüştür. Anne verdiği kadarını almıştır ve bu kısacık tanışma sonrasında anne ile bebek arasında bir bağ kurulmuştur. Bu bağı ayakta tutan etken şey ise sevgidir. 
 
Öz ebeveyni tarafından terk edilen bebek hiç tanımadığı bir kadınla arasında gizil bir dil geliştirmiştir. Bir bakış küçük bir mimik, hüzünlü bir ifade ve ardı sıra akan gözyaşları… 
 
Bebek yeni bir mekanda yeni bir hayata başlarken, anne benliğinde yer eden o sevgi tomurcuğunu ziyaret etmek ve onunla kurduğu bağa sadakat göstermek istiyor. 
 
Kişilerarası ilişkilerin en etkin dinamiği sevgi ve bağlanmadır. Sevdiğiniz kişi ile aranızda ister istemez bir bağ gelişir ve bu bağ sayesinde merkezi değerleri deneyimler ve öğrenirsiniz. Sevmek emek vermek demektir, emek vermek, karşınızdaki kişiye katlanmak, onun için fedakârlık yapmak, ona şefkat göstermek ve onunla paylaşım içinde olmak demektir. İnsanoğlu kendi türüyle kurduğu bağ neticesinde, sevgi, şefkat, paylaşım gibi değerleri de pratize ediyor ve içselleştiriyor. 
 
Bağlanma sadece insanın kendi türüyle kurduğu ilişkiler neticesinde gerçekleşmez. 
 
Yaşadığımız mekanla, sevdiğimiz eşyalarla ve evimizde baktığımız hayvanlarla da ya da bitkilerle de aramızda bir bağ vardır. Bu fıtri bir eğilimdir, itidal çerçevesinde kaldığı sürece sorun yoktur. Çünkü yaşadığımız dünya ile sınırlı da olsa bir ünsiyet kurmak durumundayız…


Paylaş | | Yorum Yaz
338 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Masal gibi hayatlar - 02/04/2016
Kadın gözlerini duvardaki fotoğrafa dikmiş bakıyordu. Mıhlanmış bir heykel gibi uzun süre o vaziyette bekledi. Sonra olduğu yere oturdu ve derin düşüncelere daldı.
Kitabını anlamayan Müslüman - 06/01/2016
Okumayan bir toplum değiliz fakat neyi okuyacağımız konusunda yetersiz kalıyoruz. Elimize geçen kitabın içeriğine hiç bakmadan okuyoruz, işe yarasın yaramasın her bilgiye ulaşıyor ve zihnimizi çöplüğe çeviriyoruz.
İki tür yalnızlık - 29/12/2015
Anne karnında yalnızdık. Karanlık bir tünelde, hayata açılacağımız günü beklerken sadece annemizin nefes alış verişlerini işitirdik.
Savaşın getirdiği yıkım (1) - 27/12/2015
BİR kurumda temizlik elemanı olarak çalışan hanımefendi, elindeki paspası hızla çekiyor ve “Ruslar bizimle savaşacakmış, ben buna güler geçerim.
Tahterevalli misali insanlar - 23/12/2015
Menfaatçi insan, tıpkı tahterevalli gibidir, fayda umduğu kişiye göre şekil değiştirir. Değer algısı yoktur, bugün doğru dediğine yarın yanlış der, bugün kabul ettiği şeyi yarın reddeder.
Duygusal bir toplumuz - 22/12/2015
Yıllar önce yazar bir beyefendi okuyucuyla ilgili duygularını şöyle ifade etmişti: “Romanlarımda dramatik olayları ele alıyorum.
Aynanın öteki yüzü - 21/12/2015
Yoldan geçerken başınızı çevirip kahvelerde ömür tüketen insanlara baktınız mı hiç?