• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/muhsindemirtas
  • https://plus.google.com/u/0/+MuhsinDemirtaşDuaFM/posts
  • https://twitter.com/MuhsinDemirtas
Trabzon Tel Çit
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 13° 8°
Taha Akyol
Hangisi?
29/12/2015

Maalesef, Demirtaş gibi çözüme katkısı olabilecek genç bir politikacı da kendi siyasi şahsiyetine sahip olmak yerine bu “ikili” yapı içinde kendini tüketiyor.
7 Haziran seçimlerinden önce Sayın Demirtaş “HDP’nin Türkiyelileşmesi” sorulduğunda şu cevabı veriyordu:
“Uzun süredir arzu ettiğimiz bir şeydi, ancak başaramıyorduk. Ağırlıklı olarak bizden kaynaklı bir daralma, eksiklik de vardı. Ama konjonktürün de etkisiyle o alan bize açıldı... Bundan geri gidiş mümkün değil... Kürtler tam da bunu istiyordu...” (1 Haziran)
Demirtaş aynı açıklamasında, HDP mitinglerinde Türk bayrağının görülmesini de “Kürt hareketinin normalleşmesi” olarak niteleyerek memnuniyetini ifade etmişti.

SEÇİM BİLDİRGELERİ

7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde oy almak için HDP’nin açıkladığı seçim bildirgeleri ile pazar günü imza koydukları “Demokratik Özerklik” bildirgesi arasında çok ciddi farklar var.
Seçim bildirgelerinde adalet reformu konusunda kesinlikle özerklikten bahsedilmiyordu. Adalet Bakanlığı’nın yargı üzerindeki vesayetini kaldırmaktan, HSYK’nın bağımsız olmasından, adalet hizmetlerinde “herkesin kendi dilinde hizmet alabilmesi”nden bahsediliyordu sadece.
Hatta aynen şöyle deniliyordu:
“Özyönetim, özerk ve demokratik yerinden yönetim modelidir. Türkiye’nin üniter devlet yapısı ve demokratik parlamenter sistemi içinde gerçekleşmesi mümkündür.”
Pazar günü açıkladıkları “Demokratik Özerklik” bildirgesinde ise bütün yasama ve yürütme erkleri gibi yargı erki de özerk bölgelere bölünüyor:
“Yargı sistemi ve adalet hizmetlerinin ‘Özerk Bölge Modeli’ne göre yeniden düzenlenmesi.”
HDP, kendi seçim bildirgelerini bırakıp Kandil’in “KCK Sözleşmesi” adlı totaliter modeline uymuştur maalesef.

HANGİ DEMİRTAŞ?

Pazar günü DTK toplantısında sadece Kandil’in modeline boyun eğmediler, Kandil’in Güneydoğu’da “Rojava”lar yaratmak için yürüttüğü hendekli, barikatlı, bombalı, silahlı “direniş”ine de destek verdiler:
“Halk meclislerinin özyönetim ilanlarını ve halkımızın her alanda yürüttüğü bu haklı ve meşru direnişi sahipleniyor(uz).”
Halk meclisi dedikleri PKK hücreleridir.
En azından “şiddet içermeyen direnişler” diyemezler miydi? Keşke diyebilselerdi!
HDP ve Demirtaş, şiddete verilen bu desteği de imzaladılar! O Demirtaş ki, seçimlerden önce şöyle konuşuyordu:
“Yarın değil, şu saatte İzmir’den çağrı yapmak istiyorum. Ölümlerin derhal durması lazım. PKK’nın ‘amasız, ancaksız’ silahlı, bombalı şiddet eylemlerini, şehirlerde, dağlarda durdurması lazım. Bizim açımızdan bunun alternatifi yoktur. ‘Aması, ancağı’ yoktur...” (22 Ağustos)
Seçimlerden önce “Türkiyelileşme” vurgusu yapan Demirtaş şimdi “bağımsız devlet, federal devlet, kantonlar, özerk bölgeler” diye konuşuyor...

Yazının devamı için tıklayın >>


Paylaş | | Yorum Yaz
204 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Milliyetçilik - 27/01/2017
AMERİKA Başkanı Donald Trump’ın Suriye konusunda yaptığı “güvenli bölge” açıklaması, onun Amerikan milliyetçisi politikalarının bir örneğidir.
Sistem tartışması - 06/01/2016
ANAYASA konusunda partilerimizin kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı gibi temel prensiplerde uzlaşmış görünmesi iyi bir başlangıçtır.
İslamcı siyaset - 23/12/2015
TÜRKİYE dış politikada ağır sorunlarla karşı karşıya.
Yasak kitap - 22/12/2015
ADALET ve Kalkınma Partisi'nin kitap yasaklarını kaldırmakla övündüğü dönemleri hatırlamak ve bilhassa da iktidarın kendisine hatırlatmak istiyorum.