• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/muhsindemirtas
  • https://plus.google.com/u/0/+MuhsinDemirtaşDuaFM/posts
  • https://twitter.com/MuhsinDemirtas
Trabzon Tel Çit
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 13° 7°
Muhsin Demirtaş
destek@muhsindemirtas.com.tr
Hayberin Fethi
22/12/2015
Hayber, volkanik bir arazi üzerine kurulmuş, kuvvetli ve sağlam yedi kaleye sahip bir şehirdi. Şam yolu üzerinde bulunan bu şehir, Medine`nin kuzey batısına düşüyor ve ona uzaklığı ise yüz mili buluyordu (169 km).

Resûl-i Ekrem Efendimizle olan anlaşmalarını bozmaları sebebiyle Medine`den sürgün edilen Yahudilerin çoğu buraya yerleşmiş ve âdeta burayı Yahudiliğin bir nevi merkezi haline getirmişlerdi.
 
Daha evvel bahsettiğimiz gibi, Mekke müşriklerini ayaklandırıp, bütün Arap kabilelerini toplayarak Medine üzerine yürütüp Hendek Harbinin patlak vermesine sebep olmuşlardı. Hendek Savaşından sonra da rahat durmamışlar, Peygamberimiz ve İslâmiyet aleyhinde çeşidi iftira ve propagandalarına devam etmişlerdi.
 
Bunun yanında Mekkeli müşriklerle yeni bir anlaşma da yapmışlardı. Bu anlaşmaya göre; Peygamberimiz şayet Mekke üzerine yürürse Hayberliler de Medine`ye baskın yapacaklar, eğer Hayber üzerine yürürse, Kureyş müşrikleri Medine`ye baskında bulunacaklardı. Ne var ki, bu planlan Hudeybiye Anlaşmasıyla neticesiz kalmıştı.
 
Yine Resûl-i Ekrem Efendimiz, Mekkeli müşriklerle Hudeybiye sulh anlaşmasını imzalamak suretiyle, Medine`yi onlardan gelebilecek tehlikelere karşı emniyet altına almıştı. Ancak, Kuzey tarafı - ki Hayber Yahudilerinin bulunduğu taraftı - henüz emniyetten mahrumdu. Halbuki, bu emniyetin temini İslâmî gelişmenin sürat kazanması bakımından gerekli görünüyordu.
Aynı şekilde, Arabın en büyük ticareti Şam`la idi. Yahudiler ise, bu yol üzerinde bulunuyorlar ve burada bir güç, bir kuvvet olma istidadını gösteriyorlardı. Bu ise, İslâmî gelişme için bir tehlikeden başka bir şey değildi.
İşte bütün bu sebepler Hayber meselesinin bir an evvel hallini gerektiriyordu.
 
Medine`den hareket
Hayber Gazâsına çıkmaya karar veren Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Ashabına hazırlanmalarını emretti.
Bu arada korkularından Hudeybiye seferine katılmaktan çekinmiş bulunan birçok kimsenin, Hicaz`ın bu en bereketli ve verimli şehri olan Hayber`de elde edilecek ganimeti düşünerek ve ona tamah ederek orduya iştirak etmek istedikleri görülüyordu. "Hayber`e biz de sizinle gidelim" diyorlardı.
 
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz şu tâlimatı verdi:
"Allah yolunda, İ`la-yı Kelimetullah uğrunda bihakkın cihad edecek olanlar hazırlansın! Bunların dışında hiç kimse bizimle birlikte gidemeyecektir. Onlara ganimetten de bir şey verilmeyecektir."328 Bunu, Medine`nin içinde bütün halka da ilân etti.
Hz. Resûlullahın bu emri bize, Allah yolunda cihadın sırf Hakkın rızası gözetilerek, maddî hiç bir karşılık beklemeksizin, hattâ böyle bir şeye niyet dahi edilmeksizin yapılması gerektiğini gayet açık bir şekilde ders vermektedir.
Zaten, İslâm`da harbin ulvî ve nuranî gayesi de: İ`la-yı kelimetullahtır.
 
Resûl-i Kibriyâ Efendimizin (a.s.m.) emri üzerine Müslümanlar derhal toplandılar. Sayıları 200`ü atlı olmak üzere 1600 kişiyi buldu.329 Bunlar sadece o anda Peygamber Efendimizle (a.s.m.) birlikte Medine`den hareket edecek olanlardı. Daha sonra, Peygamber Efendimiz Hayber`de bulunduğu sırada içlerinde meşhur Ebû Hureyre`nin de bulunduğu Devs Kabilesinden 400 Müslümanla Habeşistan`dan gelen Muhacir Müslümanlar da orada İslâm ordusuna katılacaklardır.
 
Ayrıca Medine`den hareket eden İslâm ordusunda Resûl-i Ekrem`in zevcesi Hz. Ümmü Seleme ile birlikte yirmi kadar Müslüman kadın da vardı. Harp esnasında yaralanan mücahidleri tedavi etmek, onlara yemek pişirmek ve ihtiyaçlarını karşılamakla meşgul olacaklardı.330
 
Peygamber Efendimiz, Medine`de yerine Gıfarlı Siba` bin Urfutat`ı vekil bırakarak, ordusuyla Muharrem ayı sonlarına doğru Hayber yönüne hareket etti.
 
Nübüvvetin mânevî boyasıyla boyanmış mücahidler pürşevk ve coşkunluk içinde yollarına devam ediyorlardı. Şâir Âmir bin Ekva` o andaki heyecan ve sadakatını şu şiiriyle dile getiriyordu:
"Allah`ım! Sen hidâyet etmeseydin, biz doğru yolu bulamazdık.
"Zekât veremezdik.
"Namaz kılamazdık.
"Üzerimize yürüyen bir kavim olunca, bizi dinimizden döndürmek için fitne çıkarmaya çalışınca.
"Sen, kalblerimize sekînet indir!
"Çarpıştığımızda da ayaklarımıza sebât ver!"331
Peygamber Efendimiz, şiiri okuyanın kim olduğunu sordu. Âmir bin Ekva` olduğunu öğrenince de, "Allah ona rahmet etsin" buyurdu.332
Mücahidler bir an durakladılar. Zira, bu duâ Âmir`in şehâdet mertebesine erişeceğinin işaretini taşıyordu.
"O, ne sağırdır, ne gâib"
Mücahidler tekbirlerle yol alıyorlardı. Yer gök sanki tekbir sadalarıyla titriyordu. Bir ara hep bir ağızdan çok yüksek bir sesle, "Allahü Ekber! Allahü Ekber! Lâ ilâhe İllallahu V`allahu Ekber!" diyerek tekbir getirdiler.
 
Sahabîlerin bu hareketi üzerine Resûl-i Kibriyâ Efendimiz şöyle buyurdu:
"Canınıza acıyınız, sesinizi yükseltmeyiniz! Zira siz ne sağır çağırıyor, ne de gaibe bağırıyorsunuz. Her şeyi bilen ve işiten ve her şeye her şeyden daha yakın olan Allah`a dua ediyorsunuz"333 diye buyurdu.
 
Evet, duâ ettiğimiz Allah ne sağırdır, ne de gâib. Bize ilmiyle, iradesiyle, kudretiyle şah damarımızdan daha yakındır: "And olsun ki insanı Biz yarattık; nefsinin ona vesvese verdiğini de biliriz. Çünkü Biz ona şah damarından daha yakınız."334
Kalbimizin en gizli hatırasını bilen yalnız O`dur. Bildiği için de, arzu ve isteklerimize cevap veriyor, ihtiyaçlarımızı yerine getiriyor.
 
Resûl-i Ekrem Efendimiz sefer esnasında her konakladığı yerde Yüce Rabbine şöyle yalvarıyordu:
"Allah`ım! İstikbal endişesinden, geçmişin tasasından, güçsüzlükten, gevşeklikten, pintilikten, korkaklıktan, bel büken borçtan, zâlim ve haksız kimselerin musallat olmasından sana sığınırım!"335
 
Peygamber Efendimiz, ordusu ile Reci` denilen yere vardı ve orada konakladılar. Burası Hayber`le Gatafanlıların yurdu arasında bir yerdi. Buraya gelip konmalarının bir sebebi vardı. Şöyle ki: Hayber Yahudileri Gatafanlılardan yardım istemişler, onlar da bunu kabul edip gerektiğinde gelip kalelerinde İslâm ordusuna karşı müştereken savaşabileceklerini bildirmişlerdi. Resûl-i Ekrem, bu durumu haber almıştı. Bu yardıma mâni olmak için de, Gatafanlılara, "Şayet Yahudilere yardım etmezlerse, fethedilecek Hayber`in bir yıllık hurma mahsulünün kendilerine verileceği" teklifinde bulunmuştu. Ancak, onlar kabul etmemişlerdi.
İşte Resûl-i Ekrem Efendimiz, ordusuyla buraya gelip konmakla, Gatafanlılardan Yahudilere gelebilecek herhangi bir yardımın önünü kesmiş oluyordu. Nitekim, bu durum karşısında Gatafanlılar, Hayber Yahudilerine hiç bir yardımda bulunamayıp yurtlarında oturmak zorunda kaldılar.
 
İslâm Ordusu Hayber Önlerinde
Peygamber Efendimiz daha sonra ordusuyla Reci`den Hayber`e doğru ilerledi. Bir gece vakti Hayber önlerine vardı. Gece baskında bulunmak âdeti olmadığından sabahı bekledi.


Paylaş | | Yorum Yaz
175 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Müslümanlara çeşmeden su içmek haram değil mi? - 09/03/2018
Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!”
Ey Bu Günahkâr Kulun Rabbi! Duası - 18/02/2017
Benim ve Bu Duama Âmin Diyen Herkesin Sıkıntılarını Tez Zaman da Gider Feraha Kavuştur...
Hazreti İbrahim ve Hazreti İsmail'in a.s Kıssaları - 04/02/2017
"Ey Rabbimiz! (Bu hizmetimizi) bizden kabul buyur! Sen gören ve bilensin!" diyorlardı."
Bir saatlik adalet, yetmiş yıl ibadetten daha hayırlıdır. - 27/01/2017
“Adâlette bulununuz. Şüphe yok ki, Allahü Tealâ âdil olanları sever.” (Hucurat sûresi, âyet 9) buyurulmuştur.
Namazın Farz ve Vacipleri - 21/07/2016
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Kişi, altmış sene namaz kılar, fakat onun bir namazı bile kabul olunmaz. Zira o rükûyu tam yapsa secdeyi tam yapmaz, secdeyi tam yapsa rükûyu tam yapmaz.” (Hadîs-i Şerîf, Musannef-i İbn-i Ebî Şeybe)
Ahlaki değerlerin eğitim ve öğretiminin önemi -2- - 20/06/2016
Allahü teâlânın, kullarına, râzı olduğu yolu göstermek için zaman zaman Peygamberler gönderdiği, akl-ı selîm sâhibi herkes tarafından kabul edilen çok açık bir husustur.
Ahlaki değerlerin eğitim ve öğretiminin önemi -1- - 16/06/2016
Peygamberler, insanlara, doğru yolu göstermek, onları Cenâb-ı Hakk’ın beğendiği yola kavuşturmak, yüksek ahlâk sâhibi insanlar olmalarını temin için gönderilmişlerdir.
Sıla-i Rahim - 13/05/2016
Hısım ve akrabaya iyilik, insanın malına ve ömrüne bereket verir.
Cafer-i Sadık ile Rafizi - 02/05/2016
Kûfede bir râfizî var idi. Adı Abdülmecîd bin Abdülgaffâr idi. Ca'fer-i Sâdık (k.s) hazretlerinin hûzuruna vardı ve. aralarında şu konuşma geçti.
 Devamı