• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/muhsindemirtas
  • https://plus.google.com/u/0/+MuhsinDemirtaşDuaFM/posts
  • https://twitter.com/MuhsinDemirtas
Trabzon Tel Çit
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 13° 7°
Muhsin Demirtaş
destek@muhsindemirtas.com.tr
Sıkıntılardan kurtulmak için dua ve duanın adabı
22/12/2015
Aslında başa gelen sıkıntılar veya vuku bulan bir takım çileler tam da dua vaktinin geldiğinin birer nişaneleridir… Yapılan her bir dua, aradaki bütün perdeleri bir anda yırtan ortadan kaldıran, aniden yok eden ve Allah’a açılan kulluk pencereleridir…

Bu pencereler öylesine Rahmanidir ki, adeta bütün melekler bu pencereden kulun Rabbine Olan yalvarış ve yakarışlarına meylederler. Bundan dolayı öylesine mutlu olurlar ki, o pencerenin ardında ki o kulun yerinde olmak isterler.

Çünkü bilirler ki, o pencereye halisane bir niyet ve gaye ile yaklaşılmış oradan nazargahı ilahiye bakılıyorsa, muhakkak surette, nazargahı ilahiden de oraya tecelliler olacaktır. Demek ki İşin sonunda âşık ile maşukun buluşması aradaki perdelerin kaldırılması vardır. Kim Meleklerin yerinde olup, bu muhteşem manzarayı seyretmek istemez ki?

Madem istiyoruz o zaman bütün benliğimizi kapının eşiğinde bırakarak sanki bir yok oluşun içerisine dalıp, Cenab-ı Allah’ın deryasında yeniden hayat bularak bir varoluş gerçekleşeceğine bütün bir teslimiyetle inanarak ellerimizi açıp huzura durmalıyız. Arada her ne varsa atarak, kendini en aşağı ve en zelil en hakir en hor görerek adeta bir dilenci misali yaklaşmalı o dergâhı izzete…

O dergâh ki sahibi âlemlerin Rabbi Olan Allah’tır. Celle Celaluhu

Hani insan bir yere misafirliğe giderken eli boş gitmek istemez ya, işte o dergâha ne ile yaklaşırsan yaklaş, içinde zerrece benlik varsa nafile…

O dergâha eli boş olarak ta varılmaz.

O halde ne ile varılır. Bize insan olduğumuzu bildiren, bize insanca yaşamayı öğreten, bizi insan yerine koyan, bizim kurtuluşumuz için her türlü eza ve cefaya göğüs geren, istese tek sözü ile âlemlerin var ve yok olacağı, onun hatırı için her şeyin halk edildiği Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem ile gidilir.

Onun hatırına Allah Affeder. Onun hatırına Allah Celle Celaluhu yüzümüzün karalığına bakmaz. Onun hatırına günahlarımız bağışlanır.

Peki ya O sallallahu aleyhi vesellem bizimle gelir mi?

O’nun la gidilir dedik evet, fakat O gelir mi? Bu durumda öyle şeyler yapmalıyız ki, O’nu yanımızda şefaatçi olarak götürebilelim.

Öyle şeyler olmalı ki, yarın huzuru ilahide terazi kurulduğunda, defterlerin açıldığı zaman, Ya Rabbi bu benim Ümmetimdendir, diyebilecek şeyler yapmalıyız. Peki, Bunları yapmak çok mu zor? Ölçü ne neye göre hareket edeceğiz istikametimiz ne olmalı diye bir soru gelecek olursa şayet, zaten efendimiz sallallahu aleyhi ve selem bunun da yolunu bize açıklamış reçetesini bize sunmuştur.

1.    Kur’an-ı Kerim 2. Hadis-i Şerifler…

Veda Haccında Efendimiz sallallahu aleyhi ve selem buyuruyorlar ya hani, size iki emanet bırakıyorum. Bunlara sımsıkı sarıldığınız müddetçe yolunuzu şaşırmazsınız diye. İşte bu iki emaneti alarak kendimize bir yol haritası belirlemeliyiz. Aslında yol haritamızı belirleyen de Allah’u Teâlâ’dır.

Cenab-ı Allah’ın ve Hazreti Muhammed Mustafa’nın sallallahu aleyhi vesellem’in belirlediği bu yol haritası neticesinde, Peygamber efendimizi sallallahu aleyhi vesellemi memnun ve mutlu edebilecek işler yapmış ve onun yanında yerimizi almış olacağız. O’nu memnun ve mutlu ettik mi zaten Allah’u Teâlâ da memnun olmuş olur. Yani bizden razı olur.

O bizden memnun kaldı mı elimizden tutar ve direk huzuru ilahiye götürür. Ya Rabbi bu ümmetimdendir der. O’nun sallallahu aleyhi vesellem onay verdiği bir kul tabi ki Cennetliktir. Allah’ın Celle Celaluhu rızası Resulullah’ın rızasına bağlıdır. Yani Resulullah sallallahu aleyhi vesellem bir kimseden razı ise Allah’ta o kuldan razı olur.

Bu nedenledir ki duaya durduğumuz zaman, kendimizi unutup, yanımızda Resulullah sallallahu aleyhi vesellem varmış gibi durmalı ve huzura o şekilde çıkmış olmalıyız. Bu şekilde yapmış olduğumuz duaların neticesini almış olacak ve sıkıntılarımızdan kurtulmuş olacağız.

Duaya başlarken evvela Peygamber efendimize salât ve selam getirerek öyle başlamalı ve duayı bitirirken de yine salât ve selam okuyarak sonlandırmalıyız. Çünkü Bildiriliyor ki, her iki salâvat arasında yapılan dua, peygamber efendimize sallallahu aleyhi veselleme okunan salâvat-ı şerife hürmetine kabul edilir.


Paylaş | | Yorum Yaz
161 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Müslümanlara çeşmeden su içmek haram değil mi? - 09/03/2018
Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!”
Ey Bu Günahkâr Kulun Rabbi! Duası - 18/02/2017
Benim ve Bu Duama Âmin Diyen Herkesin Sıkıntılarını Tez Zaman da Gider Feraha Kavuştur...
Hazreti İbrahim ve Hazreti İsmail'in a.s Kıssaları - 04/02/2017
"Ey Rabbimiz! (Bu hizmetimizi) bizden kabul buyur! Sen gören ve bilensin!" diyorlardı."
Bir saatlik adalet, yetmiş yıl ibadetten daha hayırlıdır. - 27/01/2017
“Adâlette bulununuz. Şüphe yok ki, Allahü Tealâ âdil olanları sever.” (Hucurat sûresi, âyet 9) buyurulmuştur.
Namazın Farz ve Vacipleri - 21/07/2016
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Kişi, altmış sene namaz kılar, fakat onun bir namazı bile kabul olunmaz. Zira o rükûyu tam yapsa secdeyi tam yapmaz, secdeyi tam yapsa rükûyu tam yapmaz.” (Hadîs-i Şerîf, Musannef-i İbn-i Ebî Şeybe)
Ahlaki değerlerin eğitim ve öğretiminin önemi -2- - 20/06/2016
Allahü teâlânın, kullarına, râzı olduğu yolu göstermek için zaman zaman Peygamberler gönderdiği, akl-ı selîm sâhibi herkes tarafından kabul edilen çok açık bir husustur.
Ahlaki değerlerin eğitim ve öğretiminin önemi -1- - 16/06/2016
Peygamberler, insanlara, doğru yolu göstermek, onları Cenâb-ı Hakk’ın beğendiği yola kavuşturmak, yüksek ahlâk sâhibi insanlar olmalarını temin için gönderilmişlerdir.
Sıla-i Rahim - 13/05/2016
Hısım ve akrabaya iyilik, insanın malına ve ömrüne bereket verir.
Cafer-i Sadık ile Rafizi - 02/05/2016
Kûfede bir râfizî var idi. Adı Abdülmecîd bin Abdülgaffâr idi. Ca'fer-i Sâdık (k.s) hazretlerinin hûzuruna vardı ve. aralarında şu konuşma geçti.
 Devamı