• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/muhsindemirtas
  • https://plus.google.com/u/0/+MuhsinDemirtaşDuaFM/posts
  • https://twitter.com/MuhsinDemirtas
Trabzon Tel Çit
Hava Durumu
Anlık
Yarın
11° 13° 7°
Muhsin Demirtaş
destek@muhsindemirtas.com.tr
Müslüman İle Kâfirin Farkı
22/12/2015
Ermenistan Çevre Koruma Bakanı Aram Harutiyunyan, yaptığı basın toplantısında, aşırı kar yağışı nedeniyle kurtların meskun yerlerde daha sık ortaya çıkmaya başladığını ve harekete geçmenin gerekli hale geldiğini belirterek, öldürülecek kurt başına 200 dolar ödeme yapılacağını söylemiş.

Harutiyunyan, sözde bu yöntemle durumun daha iyi hale geleceğini ve kurt nüfusunun bundan etkilenmeyeceğini düşündüklerini söyleyerek, kampanya çerçevesinde sayılarının 500 ila 700 olduğu tahmin edilen kurt nüfusundan 200 kadarının öldürüleceğini öngördüklerini ve bu türün soyunun tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunmadığını ifade etmiş.

Ermenistan'ın yoksul bölgeleri için önemli bir miktar olarak görülen kurt başına 200 dolarlık ödül verilmesi Ermeni çevrecilerin de eleştirisine neden olmuş.

İşte bu yukarıda sözünü ettiğim kâfirin özelliği. Hayvanları anlayacağına onları yok etme yolunu seçmiştir.

Peki. Müslüman Olan Selçuklu ve Osmanlı Hayvan haklarına nasıl bakmış onları hangi kefeye koyup nasıl muamelede bulunmuş biliyor musunuz?

Selçuklu Olsun veya Osmanlı olsun Hastalanan göçmen kuşlar için bile vakıflar kurmuşlar.

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde son derece gelişen vakıf faaliyetleri içinde, hastalanan veya sakatlanan göçmen kuşların tedavisi, aç kalan hayvanların doyurulmasını bile sağlamışlardır.

Yani sadece onların tedavisi ile yetinilmemiş, aç kalmaları olasılığı bile düşünülmüş ve aç kalmamaları için adeta yemekleri ayaklarına kadar götürülmüştür.

Selçuklu ve Osmanlıda vakıflar çok önemli bir yer edinmiş ve vakıfların, Türk tarihinin uzun bir döneminde doğum evi, süt evi, sübyan mektebi, aş evi, evlendirme kurumu, çamaşır yıkama yeri, hamam, cami, han gibi hizmetleriyle sosyal hayatın her alanında toplumun ayrılmaz bir parçası olmuşlardır.

Devletler yıkılmış, hanedanlar son bulmuş, saltanatlar çökmüş, ancak vakıf Müesseselerine dokunulmamış devre dışı bırakılmamıştır. Hatta Cumhuriyetin ilk devrinde bile vakıflar dokunulmazlık kazanmıştır. Ve bu vakıflar dokunulmaz müesseseler olarak varlıklarını devam etmiş, bütün hayatı kucaklayıp, nerede bir boşluk görse, o yarayı sararak, sosyal hayatın çatlak vermesine imkân vermemişlerdir.

Çünkü Selçuklu ve Osmanlı Vakıf Medeniyetleri idiler.

Osmanlı İmparatorluğunun bütün taşınmaz mallarının çok büyük kısmı vakıf malları idi. O dönemlerde yapılan tüm hizmetler vakıf yolu ile gerçekleştirilirdi.

Belki günümüzde ki gibi devletin hayatın her alanına el atması gibi bir durum söz konusu değildi ama bu vakıfların temelinde, hayır işleme duygusu, insan, hayvan ve tabiatı koruma sevgisi söz konusuydu.

Birçok farklı hizmetin yanında doğanın ve hayvanların korunması de vakıflar kurulmuş, sakatlanan, hastalanan, hatta göçmen kuşlar için dahi vakıflar kurulmuştu. Hayvanları tedavi ediyorlardı. Göç zamanı yaklaşan göçmen kuşların bile tedavisi yapılır, göç zamanına yetiştirip göç etmeleri için çaba sarf edilirdi.

Dağ başında aç kalan kurtlar ve diğer yabani hayvanlar içinde vakıf kurulmuş, erzaklarını dağa götüren devletin memurları vardı. Osmanlı Sadece hayvanlar için mi vakıf kurmuştu?

Hayır.

İnsanların ve hayvanların faydalanacağı ormanlar, yeşillik alanlar için de vakıflar vardı.''

Çünkü Selçuklu ve Osmanlı Müslüman Devletlerdi.

İşte Müslüman ve kafirin farkı!

Biri tedavi yolunu seçer bakar besler yaşamasına çalışır, diğeri öldürerek yok etme yolunu seçer, durum apaçık ortada.


Paylaş | | Yorum Yaz
142 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Müslümanlara çeşmeden su içmek haram değil mi? - 09/03/2018
Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!”
Ey Bu Günahkâr Kulun Rabbi! Duası - 18/02/2017
Benim ve Bu Duama Âmin Diyen Herkesin Sıkıntılarını Tez Zaman da Gider Feraha Kavuştur...
Hazreti İbrahim ve Hazreti İsmail'in a.s Kıssaları - 04/02/2017
"Ey Rabbimiz! (Bu hizmetimizi) bizden kabul buyur! Sen gören ve bilensin!" diyorlardı."
Bir saatlik adalet, yetmiş yıl ibadetten daha hayırlıdır. - 27/01/2017
“Adâlette bulununuz. Şüphe yok ki, Allahü Tealâ âdil olanları sever.” (Hucurat sûresi, âyet 9) buyurulmuştur.
Namazın Farz ve Vacipleri - 21/07/2016
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Kişi, altmış sene namaz kılar, fakat onun bir namazı bile kabul olunmaz. Zira o rükûyu tam yapsa secdeyi tam yapmaz, secdeyi tam yapsa rükûyu tam yapmaz.” (Hadîs-i Şerîf, Musannef-i İbn-i Ebî Şeybe)
Ahlaki değerlerin eğitim ve öğretiminin önemi -2- - 20/06/2016
Allahü teâlânın, kullarına, râzı olduğu yolu göstermek için zaman zaman Peygamberler gönderdiği, akl-ı selîm sâhibi herkes tarafından kabul edilen çok açık bir husustur.
Ahlaki değerlerin eğitim ve öğretiminin önemi -1- - 16/06/2016
Peygamberler, insanlara, doğru yolu göstermek, onları Cenâb-ı Hakk’ın beğendiği yola kavuşturmak, yüksek ahlâk sâhibi insanlar olmalarını temin için gönderilmişlerdir.
Sıla-i Rahim - 13/05/2016
Hısım ve akrabaya iyilik, insanın malına ve ömrüne bereket verir.
Cafer-i Sadık ile Rafizi - 02/05/2016
Kûfede bir râfizî var idi. Adı Abdülmecîd bin Abdülgaffâr idi. Ca'fer-i Sâdık (k.s) hazretlerinin hûzuruna vardı ve. aralarında şu konuşma geçti.
 Devamı